Masal Tadında Keşifler: Avrupa’nın En Güzel Köyleri
Rengârenk evler, mis gibi çiçek kokuları, taze meyveler ve her şeyin en doğalı… Son yıllarda bu güzellikler hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey. Şehir hayatının içerisinde artan stres nedeniyle hepimiz doğayı özlüyoruz. Bu yüzden de tatillerde köy ve kasabalara yapılan yolculuklar bize çok iyi geliyor. Ancak özellikle bazı köyler var ki insana kendini masal kahramanı gibi hissettirmekte oldukça başarılı. Avrupa’nın dört bir yanında yer alan bu küçük kasabaların her birinin kendine has bir dokusu var. İşte masallara ilham kaynağı olduğuna emin olduğumuz Avrupa’nın o meşhur köyleri…
Avrupa’nın En Güzel Köyleri
Avrupa’nın köyleri yaşam standartları konusunda büyük şehirlerin bile önüne geçiyor. Avrupa’nın bu küçük köy ve kasabaları doğal köy yaşantısının ne denli harika olduğunun en güzel kanıtı. Aslına bakılırsa bu köylerin birçoğunda yaşamak en az şehirler kadar pahalı. Dünyanın en güzel manzaralarına, doğasına ve evlerine ev sahipliği yapan bu köylerde hayal dünyanızda yolculuğa çıkabilirsiniz.
Colmar, Fransa
Fransa’nın Alsas Loren bölgesinde yer alan Colmar, küçük bir Fransız kasabası. Sevimli evleri, dar sokakları ve kanalları ile burada vakit geçirdiğinizde kendinizi masal kitabının içinde hissedebilirsiniz. Orta Çağ döneminin izlerini taşıyan kasaba, Almanya ve İsviçre sınırlarına da oldukça yakın. Bu yüzden de İkinci Dünya Savaşı sırasında paylaşılmakta epey zorlanmış. Ancak köyün geçmişi çok daha eskilere dayanıyor. 7. yüzyıla dayanan köklü tarihi bile bu küçük köyün ne kadar etkileyici olduğunu gözler önüne seriyor.
ABD’nin simgesi Özgürlük Heykeli’ni yapan heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi de buralı olduğu için köyün birçok noktasında heykelin küçük versiyonlarını görebilirsiniz. Colmar’ı gezmek için günlerce burada konaklamaya gerek yok. Hatta köyü birkaç saat içinde tamamen keşfedebilirsiniz. Köyü gezmek için yapmanız gereken en güzel şey ise dilediğiniz gibi yürümek!
Popeye Village, Malta
Masal köylerden bahsederken Malta Adası’nın bu efsanevi köyünden de bahsetmemiz gerek. Türkiye’de de Temel Reis ismiyle izlenen dünyaca ünlü çizgi filmin karakteri, 1980 yılında Robin Williams’ın başrol olduğu filmle büyük yankı uyandırdı. Baş karakterin ismini alan Popeye Köyü de aslında bu müzikal filmin çekimleri için 7 ay içinde inşa edilmiş bir plato. Ancak köy öyle güzel tasarlanmış ki film çekimleri bittikten sonra da köyün aynı şekilde kalması istenmiş.
Hollanda’dan getirilen ağaçlarla ve Kanada’nın çatı kaplamaları kullanılarak inşa edilen evlerin neredeyse her biri farklı renkte. Günümüzde ise köy müze ve eğlence merkezi olarak ziyaret edilebiliyor. Malta’nın Mellieha şehri içinde yer alan köye, özel araçla ve otobüsle ulaşabilirsiniz. Köye geldiğinizde evlerin içinde dolaşabilir, rengarenk restoran ve kafelerinde güzel bir yemek molası verebilirsiniz.
Marsaxlokk, Malta
Malta Adası üzerinde yer alan bu renkli köy, sıcacık iklimi ve samimi insanlarıyla insana huzur veriyor. Adanın ucunda yer alan köy, diğer köyler gibi geçimini balıkçılıkla sağlıyor. Burası köyden daha çok yazlık bir beldeye benzese de yılın her mevsimi aktif bir yaşam sürülüyor. Birbirinden güzel, masmavi koyları ve rengârenk evleri ile ünlü olan köyü keşfetmek için sokak sokak gezmek gerek. Kasabaya ülkenin başkenti olan Valetta’dan otobüslere binerek ya da Malta Uluslararası Havalimanı’ndan hareket eden özel araçla ulaşabilirsiniz. Kasabaya geldiğinizde ise meşhur balık pazarını ve Juno Tapınakları’nı gezmeyi unutmayın.
Rothenburg, Almanya
Almanya’nın Orta Çağ dönemindeki halini merak ediyorsanız, Rothenburg Köyü’nde geçireceğiniz birkaç saat size bu dönemle ilgili her şeyi anlatacak. Almanya’nın en romantik kasabalarından biri olarak da anılan Rothenburg, ülkenin Bavyera eyaleti sınırları içinde yer alıyor. Frankonya Bölgesi’nin şirin köylerinden biri olan bu kasaba, 12. yüzyıldan kalan tarihi surları ve kulelerinin yanı sıra renk renk dizilen üçgen çatılı evleriyle, hayranlık uyandırıyor. Köy o dönemden bugüne hiç değişmemiş gibi dursa da aslında İkinci Dünya Savaşı sırasında epey zarar görmüş. Savaştan sonra yapılan restorasyon çalışmalarıyla eski görüntüsüne kavuşan bu küçük kasabada görmeniz gereken şeyler arasında 52 metrelik Rathausturm Kulesi, şehir surları, meydan pazarı Marktplatz ve ikonik meydanı Plönlein yer alıyor.
Giethoorn, Hollanda
Hollanda’nın son yıllarda en çok konuşulan masal köyü Giethoorn, küçük adacıklar üzerinde yer alan evleri, kayıklarla gezilen kanalları ve rengarenk çiçekleri ile ziyaretçilerini büyülüyor. Masallarda anlatılan yerlerin gerçek olabileceğini kanıtlayan en güzel bölge diyebileceğimiz bu şirin köy, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde koruma altına alınmış. Overijssel eyaleti sınırları içinde yer alan köy, 170’den fazla köprünün birbirine bağladığı küçük adacıklardan oluşuyor.
Amsterdam’dan otobüsle ya da özel araçla 1,5 saat içinde köye ulaşılabiliyor. Köyde bulunan evler, özel mülk olduğu için kanallarda gondolla gezmeniz gerekiyor. Yemyeşil çimenlerin arasında yapılan kanal gezileri sırasında kendinizi rüyadaymış gibi hissedebilirsiniz. Köydeki bazı evler günlük ya da haftalık olarak kiralanabiliyor. Dilerseniz bu evlerden birinde konaklayabilirsiniz.
Bibury, İngiltere
İngiltere’nin en çok sevilen ve ziyaret edilen köylerinden biri olan Bibury, ülkenin batısında bulunan River Coln bölgesinde yer alıyor. İngiltere’nin çoğu zaman bulutlu ve gri havasının aksine, rengarenk çiçekleri ve yemyeşil arazileriyle bilinen Bibury, tam bir masal köyü. Orta Çağ döneminden kalan üçgen çatılı taş evleri günümüzde İngiltere’nin birçok ünlü sanatçısına da ev sahipliği yapıyor. Köyde bulunan yapılar genellikle 15. ve 17. yüzyıldan kalma. Bibury Köyü alabalık çiftlikleriyle de oldukça ünlü. Köye geldiğinizde dilerseniz çiftliklerde balık tutma etkinliklerine katılabilir, lezzetli deniz ürünlerinden yapılan yemekleri de tadabilirsiniz.
Hallstatt, Avusturya
Avusturya’nın kar küresinin içindeymiş gibi hissedebileceğiniz bu köyü, kışın bembeyaz, yazın ise yemyeşil manzarası ile harika görüntülere sahne oluyor. Köy daha çok yılbaşı tatillerinde tercih edilse de her mevsim başka bir güzelliğe sahip. Graz ve Salzburg şehrinin arasında yer alan köy, son yıllarda o kadar popüler ki ülkenin en çok ziyaret edilen şehri Viyana’yı bile geçmiş durumda. 7 bin yıllık köklü tarihi, köyün mimari yapılarında da etkisini gösteriyor. Köye geldiğinizde tarihi sokakları ve köy meydanının yanı sıra dünyanın en eski tuz madenlerini, eşsiz manzaralı seyir terasını ve tarihi müzelerini de mutlaka keşfetmelisiniz.
Reine, Norveç
Norveç’in karlarla kaplı dağlarının eteğinde bulunan Reine, Lofoten Adaları olarak da bilinen kuzey ada topluluğunun üzerinde yer alıyor. Norveç’in bu küçük meşhur balıkçı köyü, kırmızı renkli evleri ve karlarla kaplı manzarası ile sanki bir kartpostaldan fırlamış gibi. Köyün en çok ilgi çeken şeylerinden birisi de Aurora olarak da bilinen, Kuzey ışıklarının eşsiz manzarasına sahne olması. Kış ayları çetin geçse de bu manzaraya şahit olmak için değeceğini düşünüyoruz. Köyü gezmek için iki saat bile yeterli ancak konaklamak isterseniz ev kiralayabilir ya da çadırlar için ayrılan alanlarda kamp kurabilirsiniz.
Annecy, Fransa
Annecy aslında Fransa’nın bir şehri olarak geçse de burası küçük bir kasaba tadında. Şehir olarak kabul edilme nedeni ise nüfusunun fazla olması. Ancak Annecy’nin dokusu Avrupa köylerinin ruhunu yansıtan en güzel yerlerden biri. İsviçre sınırında yer alan bu küçük şehir, Alp Dağları’nın eşsiz manzarası eşliğinde yılın her mevsimi bambaşka görüntülere sahne oluyor. Masal kitaplarından fırlamış gibi gözüken evlerin arasında dolaşırken kendinizi mutlu sonla biten bir hikâyenin içinde hissedebilirsiniz.
11.yüzyıldan günümüze kadar bozulmadan ulaşan tarihi yapıları ve şehrin ortasından geçen su kanalları gezinizi unutulmaz kılacak. Annecy’e geldiğinizde kanalda gondol gezisine çıkabilir, Annecy Kalesi’nden bu küçük masal diyarının manzarasına tanıklık edebilirsiniz.
Manarola, İtalya
İtalya’nın adaları kadar köy ve kasabaları da hayranlık uyandırıyor. Akdeniz’in masmavi sularının eşlik ettiği rengarenk evleri ile ünlü bu şirin kasaba, İtalya’nın beş köyünü kapsayan Cinque Terre bölgesinde yer alıyor. Kayaların yamaçlarına inşa edilen renkli evler aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de yerini almış. Yaz aylarında turizm, kış aylarında ise bağcılık ve balıkçılıkla geçinen yerliler, işlettikleri restoranlarla da oldukça iddialı. İtalyan mutfağına ve masmavi denize doyabileceğiniz bu kasabada uzun uzun yürüyüşlere çıkabilir, makarna ve pizzanın en lezzetlisini tadabilirsiniz.
Juzcar, İspanya
Şirinler’i görmek için uslu bir çocuk olmanız gereken yaşı geçtiyseniz, İspanya’nın en şirin adalarından Juzcar’ı ziyaret edebilirsiniz. Şirinler’in nereden çıktığını düşünüyorsanız hemen açıklayalım. Bu tamamı mavi renge boyanmış köyün lakabı, ‘’Şirinler Köyü’’. Evlerin bu renge boyanmasının hikayesi ise 2011 yılına dayanıyor. Şirinler filmi için dönüştürülen evler, film için doğal bir plato olarak kullanılmış. O yıldan beri köyü ziyaret edenlerin sayısı gittikçe artıyor. Özellikle de çocuklu aileler için burası ‘’Disney’’ tadında bir köy. Şirinler konseptiyle düzenlenen partiler, kostüm yürüyüşleri ve daha nicesini Juzcar Köyü’nde görebilirsiniz.
Mürren, İsviçre
Alp Dağları’nın eteğinde, deniz seviyesinden 1638 metre yükseklikteki Mürren Köyü, yemyeşil doğası ve karlarla kaplı zirveleri ile hayranlık uyandırıyor. Meşhur çizgi karakter Heidi’nin de memleketi burası. Bern Yaylası sınırları içinde yer alan köye araçla ulaşım yok. Yalnızca trenle ya da teleferik hattı ile ulaşım sağlanıyor. Tabii ki bunun en güzel artılarından birisi de köye giden yolculuk sırasında şahit olunan eşsiz doğa manzarası. Yemyeşil yaylalarda ineklerin özgürce dolaştığı, tarihi ahşap köy evlerini saran göllerle çevrili bu köyde oksijene ve doğaya doyabilirsiniz.
Bled, Slovenya
Slovenya’nın başkenti Ljubljana’ya 55 metre uzaklıktaki bu şirin köy, adını aldığı Bled Gölü manzarasıyla oldukça ünlü. Alp Dağları’nın eteğinde yer alan köy aynı zamanda Avusturya’ya da oldukça yakın. İki katlı küçük evleri ve gölün ortasında yer alan adasıyla dikkat çeken köye özel araçla ya da trenle kolayca ulaşılabiliyor. Köyün tarihi binaları arasında birçok butik otel yer alıyor.
Bu yüzden de günübirlik ziyaretlerin yanı sıra konaklamak için de oldukça uygun. Köye geldiğinizde gölde yapılan tekne gezilerine katılabilir, köyün tepesinde yer alan Bled Kalesi’ne tırmanabilirsiniz. Gölün üzerinde yer alan küçük adanın meşhur Assumption Kilisesi’ni de mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Gasadalur, Danimarka
Issız bir köyde yaşam işte tam da burada mümkün. Danimarka sınırları içinde yer alan Faroe Adaları, dünyanın en güzel doğasına sahip köylerinden birine ev sahipliği yapıyor. Ulaşım olanaklarının kısıtlı olması da köyün bu kadar sakin ve doğal kalmasını sağlayan en büyük etkenlerden. Yüksek kayalıklar üzerinde, yemyeşil arazide yer alan bu küçük köyün nüfusu 20 kişiyi geçmiyor. İnziva için eşsiz bir ortam olan bu köye tekneyle ulaşılabiliyor. Sarp kayalıkların kenarından denize akan doğa harikası Mulafossur Şelalesi ise dünyanın en güzel şelalelerinden biri olarak listelerde her daim yerini alıyor. Köye ulaşımın zor olduğunu biliyoruz ancak burası, inzivaya çekilmek isteyenler için eşsiz bir gezi keşif rotası olabilir.
Pucisca, Hırvatistan
Dalmaçya kıyılarında yer alan bu küçük sahil kasabası, Hırvatistan’ın en sevilen köylerinden Pucisca. Brac Adası üzerinde bulunan bu küçük sahil köyü, diğer tatil beldelerinin aksine daha sakin olduğu için ruhunu dinlendirmek isteyenlere harika bir ortam sunuyor. Masmavi renkli denizi ve sarı renkli evleri ile dikkat çeken kasabada yalnızca 1500 kişi yaşıyor. Avrupa’nın en değerli taşlarının da bu kasabada bulunduğunu söylemeliyiz. Köye geldiğinizde kalabileceğiniz birçok butik otel alternatifi bulunuyor. Dilerseniz kasabanın saklı koylarında büyüleyici bir keşif turuna da çıkabilirsiniz. Su sporları ile aranız iyiyse sörf, tüplü dalış ve kano gezilerine katılabileceğinizi de söyleyelim.
Eguisheim, Fransa
Fransız köylerin her zaman kendine has bir dokusu oluyor. Alsas-Loren bölgesinde yer alan Eguisheim Köyü de bu özel yerleşim alanlarından biri. Rengârenk evlerle çevrili tarihi sokaklarında dolaşmak dahi insana hayal dünyasındaymış izlenimini vermeye yetiyor. Köy çok büyük bir alana yayılmadığı için kısa süre içerisinde her bir detayını keşfedebilirsiniz. Özellikle de fotoğrafçılar için harika görüntüler ortaya koyan köyün sokaklarında dolaşırken, mis gibi çiçeklerle kaplı evlerin önünde fotoğraf çekilebilirsiniz.
Köye geldiğinizde ilk ziyaret etmeniz gereken yer, meşhur Le Pigeonnier Evi. Tabii ki üzüm bağcılığı ile geçinen bu köyün ünlü restoranlarında, Fransız mutfağının doğal köy ürünleri ile de tanışmayı unutmayın. Özellikle çeşit çeşit şekillerde raflarda yerini alan Fransız peynirlerini mutlaka denemelisiniz.




















