Şehrin Yoğunluğuna Mola: Amsterdam’ın Kasabaları ve Köyleri
Amsterdam, kanallarıyla ve mimari yapılarıyla bize harika manzaralar sunan, ilginç eğlence yaşamıyla enerji dolu bir şehir. Her sokağı gezilesi her mekânı keşfedilesi olan bu kenti turlarken sınırları da aşmak gerek. Çünkü size dolu dolu yoğun bir tempo sunan Amsterdam’ın biraz dışında, bir masalın ana merkezi olabilecek harika kasabalar bulunuyor. Amsterdam köyleri ya da kasabaları, farklı ve oldukça turistik. Bu nedenle bir Amsterdam planında mutlaka bu bölgelere de zaman ayırmanız gerekiyor.
Şehir hayatının dışında kalan sınırlara ulaştığınızda, Amsterdam’ı tam olarak keşfetmenin mutluluğu bir yana bölgelerin size yaşattığı atmosfer muhteşem bir deneyim kazandıracak. İşte Amsterdam yakınındaki köyler ve kasabalarda sizi bekleyen ilginç detaylar.
Doğallık Burada Başlar: Waterland Bölgesi
Uçsuz bucaksız tarlalar, yel değirmenleri, otlayan hayvanlar, doğal ve taze yiyecekler… Hayır, bu bir Heidi senaryosu değil, Amsterdam’ın kuzeyinde kalan Waterland bölgesi. Waterland, Markermeer Gölü boyunca uzanan, muhteşem köylerden ve kasabalardan oluşan bir alan. Burası birçok köyden oluşuyor. Bu köyler: Broek in Waterland, Ilpendam, Katwoude, Edam, Marken, Monnickendam, Overleek, Uitdam, Watergang ve Zuiderwoude. Evet, belki bu rotaların hepsi görülmeli fakat aralarında, en az Amsterdam şehir gezisi kadar size keyif verecek kilit rotalar da var. Bu nedenle buradaki tüm lokasyonları değil ama Amsterdam Waterland’da bulunan en iyi bölgelerde keşfettiğimiz her şeyi size tek tek anlatacağız.
Her Zaman İlk Durak: Broek in Waterland
Amsterdam şehir merkezinden bindiğiniz bir otobüs sayesinde sadece 15 dakikada ulaşabileceğiniz bu kasaba, Waterland’in en bilinen yerleri arasında bulunuyor. 17 ve 18. yy’da Amsterdamlı tüccarlar ve denizciler için popüler olan bu bölge, şimdilerde sakinliğini koruyor. Broek in Waterland’e girdiğinizde insanların saklandığını düşünebilirsiniz çünkü burası oldukça tenha. “Huzurun memleketi burası mı?” diye düşünmemek imkânsız gibi bir şey. Burası tarihten bugüne temizliği ve düzeniyle dikkat çeken bir yer. Evlerin hemen hepsi kocaman bahçelere sahip. Açık renkli, piramit çatılı bu evler ve bahçeler buranın en güzel yanını oluşturuyor.
Bu sakin kasabanın sokaklarını keşfettikten sonra mutlaka tarihi Reform Kilisesi’ni görün. Burada çok fazla tarihi kalıntı yok. Ama bu kilise tek başına bir harika. Bir de küçük bir not: Buranın en önemli caddesi Dorpstraat üzerinde bulunan De Witte Swaen’in harika tatlılarını keşfetmelisiniz. Yemek yeme keyfini size en yakın rota olan Edam’a erteleyebilirsiniz. Çünkü burada çok fazla yeme-içme seçeneği bulunmuyor.
Broek In Waterland’a ulaşımın çok kolay olduğunu söylemiştik. Amsterdam Merkez İstasyonu’ndan hareket eden 316 sefer sayılı otobüslere binebilirsiniz.
Keşfedilecek Çok Şey Var: Edam
Broek in Waterland’ten sonra büyük ihtimal rotanız burası olacak. Çünkü Edam, buraya otobüsle sadece 10 dakika uzaklıkta. Burası Amsterdam’ın peynir cenneti. Tarihten bu yana geçimini peynircilikle yapan bu küçük bölge, ülkedeki en lezzetli peynirlerin dehası. Öyle ki Edam’da De Kaaswaag isminde bir galeri bulunuyor ve bu galeride bölgenin peynir yolculuğu anlatılıyor.
Burası kesinlikle tarihi ve zarif mimarisi ile göze çarpıyor. Yemyeşil ağaçları, rengarenk çiçekleri ve zarif evleriyle muhteşem bir duruş sergileyen bu köyün sokakları tek tek keşfedilmeli. Kasabaya renk katan muhteşem bir asma köprü olan Kwakelbrug’e de uğramalı. En güzel kent manzaraları burada fotoğraflanıyor.
15.yüzyıla kadar uzanan Grote Kerk Katedralini de ziyaret etmelisiniz. Edam Müzesi ise harika sanat eserleri bulunduran bir müze/ev. Yani önceden burası bir evmiş ama şimdilerde bu şirin Amsterdam evi, ilginç sanat eserlerini ve yerel eşyaları bünyesinde bulunduruyor.
Buradaki peynir pazarından çeşit çeşit peynirler satın alabilirsiniz. Amsterdam şehir merkezinden alacağınız peynirler burada kesinlikle daha ekonomik fiyatlarla sizi karşılıyor. Peynir memleketinin merkezinde, tüm Hollanda peynirlerini kolaylıkla bulabileceksiniz.
Edam’da çok büyük restoranlar yer almıyor ama sokak aralarında sizi küçük ve mütevazı yeme-içme mekanları bekliyor.
Edam’a Amsterdam’dan direkt ulaşmak isterseniz 110, 314 ve 316 numaralı otobüs hatları size bu konuda yardımcı olacak.
Evler ve Sokaklarla Büyülenmek: Marken
Broek in Waterland kadar sakin olmasa da burası da huzurun başkenti izlenimi uyandıran bir bölge. Marken, geçmişte bir balıkçı köyüyken bugün turizme göz kırpan bir kasaba diyebiliriz. Geçmişle günümüzdeki popülerlik farkı, bu adanın kara ile bağlantısının kurulmuş olması. Önceden buraya sadece deniz yoluyla ulaşılıyormuş. Bugün denizin üzerine yapılan bir yol aracılığı ile kasabaya kolayca varılıyor. Yani burası artık bir yarımada kıvamında.
Marken küçücük bir limana sahip. Bu liman oldukça sevimli ve gezilesi. Ama asıl keşfedilmesi gereken ayrıntıları, rengarenk eski köy evleri oluşturuyor. Daracık sokakların kenarına yerleşmiş bu sevimli evler, evlerin bahçelerinden taşan rengârenk çiçekler adeta bir cennet senaryosu. Marken’e gittiğinizde sizi karşılayacak Beatrix Köprüsü’nde harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Hollanda’nın en önemli sembollerinden biri olan Clogs ismini verdikleri tahta ayakkabılar burada üretiliyor. Tahta ayakkabı fabrikasını ziyaret edebiliyor ve yapım sürecini izleyebiliyorsunuz.
Hediyelik eşya dükkanlarından mutlaka bu ayakkabılardan almalısınız. Bir zamanlar ‘Marken’in Uncrowned Kraliçesi’ tarafından sahip olunan ve işletilen ünlü bir hediyelik eşya dükkânı olan Sijtje Boes Souvenirs, buranın en ünlü duraklarından.
Eski Marken’i ve insanlarını anlamak için Marker Müzesi’ne gidin. Burası önceden bir balıkçı eviymiş. Şimdi ise bölgeye dair harika bilgiler ve belgeler sunan sevimli bir müze.
Marken’de bir de sizi muhteşem bir deniz feneri karşılayacak. 1839 yılına dayanan deniz fenerine Paard van Marken deniyor. Deniz feneri şüphesiz Marken’in en fotojenik noktalarından biri. Neredeyse tamamen suyla çevrili uzun, dar bir yolun sonunda duran bu fenerde ne kadar güzel fotoğraflar çekeceğinizi düşünebiliyor musunuz?
Marken çok küçük ve sevimli bir yer ama lezzet konusunda o kadar mütevazı değil. Burada harika balık restoranları ve yemek tesisleri bulunuyor. Her türlü deniz mahsulünü bulup en lezzetli şekilde tüketeceğiniz De Visscher, tam bir Hollanda gurmesi olan ve lezzetli kahveler de sunan Cafe-Restaurant Land en Zeezicht, mutlaka uğramanız gereken yeme-içme mekanları arasında bulunuyor.
Amsterdam merkezden düzenlenen turlarla buraya ve diğer köylere hızlıca varabiliyorsunuz. Fakat buraya otobüsle gitme şansınız da var. Amsterdam Merkez İstasyonu’ndan bineceğiniz 315 numaralı hat sizi 30 dakikada Marken’e götürecek. Eğer ilk durağınız Broek in Waterland olduysa buradan da Marken’e otobüs kalkıyor. İsterseniz buraya düzenlenen tekne turlarını da tercih edebilirsiniz. Yani burada asla ulaşım sıkıntısı yok.
Amsterdam’ın En Doğal Yüzü: Volendam
Ve işte büyüleyici bir liman kasabası Volendam. Bir tarafta, tarihten bugüne geçimini kültürüyle kaynaştıran balıkçılar ve teknelerini diğer yanda, geleneksel ahşap binaları, yemyeşil bahçeleri ve daracık sokakları göreceksiniz. Burası gerçekten çok sevimli ve renkli bir rota. Volendam diğer saydığımız kasabalardan çok daha hareketli ve burada gezilecek birçok yer bulunuyor.
Sıra sıra balıkçı teknelerinin ve balık restoranlarının dizildiği, hediyelik eşya dükkanlarının, kafelerin ve butiklerin bulunduğu Haven Caddesi, merkez konumunda.
19.yüzyılı size en güzel haliyle anlatan lokal sanat eserleri, geleneksel kıyafetler ve kenti ziyaret eden birçok sanatçının resim ve çizimlerini bulunduran Volendam Müzesi, vazgeçilmez rotalardan biri. Haven Caddesi üzerinde bulunan Peynir Fabrikası da müzeye dönüştürülmüş. Buraya da mutlaka uğramalısınız. Ama Volendam’ın sırrı kesinlikle harika sokakları. Burası için size net bir lokasyon veremiyoruz çünkü biz karşımıza çıkan her sokağa hayran kaldık. Renkli Amsterdam evlerine hayranlık duyup burada bizi karşılayan sevimli kafelerde bol bol dinlendik. İddia ediyoruz, buraya gelen her ziyaretçi bu planı uyguluyor. Çünkü Volemdam’ın sokakları böyle bir büyüye sahip.
Limanda bulunan balıkçılar size harika balık lezzetleri sunacak. Ekonomik bir ayaküstü ziyafeti için mutlaka buralara uğramalısınız. Ama şık bir akşam yemeği istiyorsanız muazzam manzarası ile De Dijk Restoran sizin için iyi bir öneri olabilir.
Volendam’a diğer kasabalardan ulaşım mümkün. Amsterdam şehir merkezinden kalkan ve diğer kasabalardan geçen tüm otobüsler buraya da uğruyor. Ama Amsterdam’dan direkt buraya gelecekseniz, Amsterdam Merkez İstasyonu’ndan hareket eden 110 ve 316 numaralı hatlar ile buraya 1 saatten daha kısa bir sürede varabilirsiniz.








