Mevlana’nın İzinden Konya’ya Yolculuk
Türkiye haritasını karşımıza aldığımızda kapladığı kocaman alanla dikkatimizi çeken o şehri keşfetmek istedik. Mevlana ile bütünleşen bu şehrin yüksek manevi duygular barındırdığını tahmin edersiniz. Buna ek olarak Konya, köklü geçmişi sebebiyle müthiş tarihi değerleri de bünyesinde bulunduruyor Mevlana Müzesi, semazenleri, etli ekmeği ile ünlü olan bu şehirde, keşfedilmesi gereken çok şey olduğunu söylemeliyiz.
Konya Gezilecek Yerler
Konya, İç Anadolu Bölgesi’nin öne çıkan gezi rotalarından biri. Gelişmiş şehircilik yaşamının yanında, Türk ve İslam medeniyetine ışık tutacak eserleri de içerisinde bulunduruyor. Bu sebeple Konya için hazırlanacak bir gezi planı bizi oldukça heyecanlandırıyor. Birlikte bu güzel coğrafyayı keşfetmek için bir yerden başlayalım.
Mevlana Müzesi
Konya’da en çok ziyaret edilen yerlerden Mevlana Celalettin Rumi’nin Mevlevi dergâhı bugün, Mevlana Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Cumhuriyet’ten sonra korunarak müzeye dönüştürülen bu yapı, Konya’nın en değerli temsilcisi.
Hoşgörü ve aşk felsefesiyle sadece İslam âleminin değil, dünyanın saygısını kazanan Mevlana’nın öğrencilerini yetiştirdiği dergâhında bulunan, Kubbe-i Harda (Yeşil Kubbe) olarak anılan türbesi de ziyaretçi akınına uğruyor. Yapının müze tarafında ise dergâh eşyaları, kutsal elyazmaları, astronomi dersleri vermek için kullanılmış küre ve sekiz telli keman gibi birçok eser sergileniyor. Bahçesinden başlayarak her ayrıntısında manevi bir hatıra bırakan bu müzeyi bir rehber ile gezmenizi tavsiye ederiz. Çünkü burada bulunan her ayrıntı, önemli hikâyeler barındırıyor.
Karatay Medresesi
Selçuklu döneminden kalan harika bir miras olan Karatay Medresesi, Konya’nın ruhunu ve tarihini kulaklarımıza fısıldıyor. Yapımı 1251 yılında tamamlanmış olan bu medrese, duvarlarında bulundurduğu yazı ve desenlerle el işçiliğinin muazzam örneklerini de gösteriyor. Medreseye girdiğinizde kapı, tavan ve duvarlardan gözünüzü alamayabilirsiniz. Çünkü Karatay Medresesi çini ve kabartma sanatında üst düzey bir yeteneğe sahip. Renkli çinileri, muazzam atmosferi ile bu medreseyi biz hayran kaldık.
Alaeddin Tepesi
Konya şehir merkezinde bulunan ve efsaneleriyle ünlü tarihi bir tepe burası. Konya gezisinin vazgeçilmez adresi olan bu tepe, birçok tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor. Selçuklu döneminden çok önce, ilk çağlarda höyük olarak kullanılan bu bölgede, Alaeddin Cami ve kümbetler bulunuyor. Tarihi öneminin yanında tepe, şehir için bir oksijen deposu. Şehrin ortasında yemyeşil bir alan olan bu mekânda, mesire alanları da bulunuyor. Konya’ya gitmişken buraya uğramanızı ve şehrin en yüksek tepesinde sıcak bir çay içmenizi tavsiye ederiz.
İnce Minareli Medrese
Alaeddin Tepesi’ni keşfettiyseniz, sizi bir diğer tarihi güzelliğe yolcu edelim. Burası Alaeddin Tepesi’ne oldukça yakın. İşlemeleri kapıları ve taş işçiliği ile en iyi Selçuklu mimari yapılarından olan bu medrese, bugün Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak geçiyor. Tarihi bir yapı içinde sanata doymanızı sağlayacak olan bu müzeyi her gün ziyaret edebilirsiniz. Müze giriş ücreti ve ziyaret saatleri için tıklayın.
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
İç Anadolu’nun tam ortasında tropik bir ziyaretin mümkün olacağını söylesek? Konya bu konuda sınırları aşmış ve Tropikal Kelebek Bahçesi’ni oluşturmuş. 15 farklı tür kelebek ve binlerce farklı bitki çeşidine “merhaba” diyeceğiniz bu alanda, tam 1.600 metrekare kelebek uçuş alanı bulunuyor. Bu önemli, çünkü burası Avrupa’nın en büyük kelebek uçuş alanı. Renk renk kelebek ve çiçeklerin bulunduğu bu mucizevi vadide, bir böcek müzesi de bulunuyor.
Çatalhöyük
Konya’ya gelmişken Neolitik Çağ’a neden gitmeyelim? Konya’nın eski bir yerleşim yeri olduğundan bahsederken bunu kastediyorduk. Konya Çumra’da bulunan ve Çatalhöyük’te yapılan kazılarla insanlık tarihine ışık tutacak harika buluntular ortaya çıkmış. Burada çıkan buluntular, M.Ö 7400 yıllarına tarihlendirilmiş. Çatalhöyük’te; ilk ev mimarisi, ilk manzara resmi ve ana tanrıça kültü bulunuyor. Evler birbirine yapışık olduğu için buradaki mekânlara damdan merdivenle ulaşılıyor. Kentte dikkat çeken şey ise höyükte yaşayanların kültür-sanata olan ilgisi. Burada kabartmalar, heykeller ve duvar resimleri de var. 2012 yılı itibarıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne eklenen bu güzelliği, siz de gezi listenize alabilirsiniz.
Sille Köyü
Selçuklu’ya bağlı olan şirin mi şirin bu tarihi köye uğramanızı şiddetle tavsiye edeceğiz. 5000 yıllık bu köy; Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’nu yaşamış ve bünyesinde bulunduğu hemen hemen tüm medeniyetlerin izlerini taşıyor. Roma dönemine ait olan malzemelerle inşa edilen Aya Elena Kilisesi, moloz taştan inşa edilen Karataş Cami, zengin ahşap sanatının doruğa çıktığı Sille Çay Cami, bu köyde hayat buluyor. Köyde bulunan eski evlerin yanında, hamamlar, köprü ve çeşmeler de dikkat çekici özellikte. Nostalji kokan zengin kültürü ve sakinliği ile huzur veren bu köyü görmeden, Konya seyahatinizi sonlandırmayın deriz.








