Avrupa’nın Uslanmayan Şehri Amsterdam’da Neler Yapılır?
Bir şehri anlatırken ilk cümlede o şehrin en önemli özelliğini vurgularız ve olaylar gelişir. Amsterdam söz konusu olunca lafa nereden başlayacağımızı kesinlikle bilemiyoruz. Çünkü bu şehir; muhteşem mimari algısı, harika müzeleri, kanalları, sıra dışı eğlence yaşamı, kafeleri hatta bisikletleriyle bile çok ünlü. Yani bu şehirde altını çizebileceğimiz çok şey var.
Eğer Amsterdam gezisi için bir planınız varsa, bu doğru bir karar. Seyahatiniz boyunca çok eğleneceğiniz, beğeneceğiniz, şaşıracağınız, gülümseyeceğiniz ayrıntılarla burayı, “unutulmazlar” kategorisine sokacağınızdan hiç şüphemiz yok.
Bu şehir çok enerjik olmasının yanında, pek de huzurlu. Kocaman şehir parklarına ve doğasına otomatik olarak hayran kalınabiliyor. Buranın Avrupa’da bulabileceğiniz en güvenli şehirlerden biri olduğunu ayrıca belirtmek isteriz.
Amsterdam gezi planı yaparken bu şehrin hiçbir detayını kaçırmamaya özen gösterin. Kanalların kenarında durup fotoğraf çekilip otele gitmekten çok daha fazlasını yapın.
Amsterdam’da Gezilecek Yerler
Burası için gezi planı yaparken biraz zorlanabilirsiniz. Çünkü burada sürekli yakalayacağınız bir şey var. Sonradan, “Ben bunu nasıl kaçırdım!” diye kendinizi yıpratmamanız için sıkı bir plan şart. İşinizi kolaylaştırmak için Amsterdam’da mutlaka görülmesi gereken yerleri size tek tek anlatalım. İşte buz pistleriyle, caddeleri, kiliseleri, müzeleri, kanalları, yel değirmenleri, çiçekleri, peynirleri, tatlıları ile AMS-TER-DAM!
Şehrin Merkezi Dam Meydanı
Amsterdam’a geldiğinizde muhtemelen ilk uğrayacağınız yerlerden biri burası olacak. Çünkü burası Amsterdam otellerinin büyük bir kısmını oluştururken, önemli müze ve bölgelerin geçiş noktası. Dam Meydanı’nın önemli olmasının bir diğer sebebi, şehrin en önemli tarihi miraslarını da bünyesinde bulundurması. 15. yüzyıldan beri şehrin öne çıkan kilisesi olan Nieuwe Kerk ve Kraliyet Sarayı bu meydanda bulunuyor. Madame Tussaud’s da Dam’ın ev sahipliği yaptığı bir başka müze.
Bu mimari yapı ve müzelere mutlaka uğrayın, Dam Meydanı etrafında bulunan harika kafelerde mutlaka bir kahve için. Burada bir şeyler çalıp şarkılar söyleyen sokak sanatçılarını, ressamları ya da dansçıları izleyebilirsiniz.
Ve Amsterdam Kraliyet Sarayı
Hazır Dam Meydanı’na gelmişken, Kraliyet Sarayı’ndan (Koninklijk Paleis te Amsterdam) ayrıca bahsedelim. 1655 yılında bir belediye binası olarak açılan bu tarihi yapı, bir dönem çok konuşuldu. Çünkü burası Avrupa’nın en büyük devlet binasıydı. İnce ince işlenen bu bina, Roma tarzında yapıldı ki bu detay kuzey mimarisinde bir ilkti. Bugün, Kraliyet Sarayı olarak kullanılan bu yapı; kraliçe devlet ziyaretleri, yeni yıl resepsiyonları ve resmi işlemlerde kullanılıyor.
Asıl Mesele: Amsterdam Kanalları
Bir şehir düşünün, dört bir yanında kanallar var. Amsterdam’da onlara, ‘Grachten’ deniliyor. Bu kanallar birbiriyle kesişiyor. Tepeden baktığınızda şehrin ana yollarının aslında kanallar olduğu izlenimine kapılıyorsunuz. 19 tane kanalın labirenti andıran görüntüsü mükemmel. Çevredeki ağaçlar ve çiçeklerle bezenmiş korkulukların yanında; Amsterdam mimarisinin kusursuzluğunu belgeleyen renkli binalar size eşi bulunmaz bir tablo çiziyor. Bu kanalları tek tek dolaşmaya kalktığınızda aslında şehri geziyorsunuz. Çünkü etrafında şehrin en önemli müzeleri, restoranları ya da eğlence yerleri bulunuyor. Amsterdam gezisinin en bilinen aktivitesi ise kanal turlarına katılmak. Bu turlara katılarak, Amsterdam’ı izleyebilir, bakmaya doyamayacağınız kanal evlerini daha yakından keşfedebilirsiniz.
İşte Aynı “Bizim Cihangir” Gibi: Joordan
Amsterdam’ın şehir hayatını özetleyen kentin en otantik yeri burası. En güzel kanalların nerede olduğunu sorsanız sizi direkt olarak bu mahalleye yönlendireceklerdir. Birkaç ünlü müze ve sanat galerisinin bulunduğu bu mahallede muhteşem kahveciler de var. Tıpkı
İstanbul’un Cihangir’i gibi entelektüel bir çizgiyi yansıtan bu mahallede birkaç saatinizi geçirmelisiniz.
Vondel Park ve Şehrin İçinde Oksijen Patlaması
Leidseplein’in güneyinde, Rijkmuseum ve Van Gogh Müzesi’nin yakınında yani şehrin tam ortasında devasa bir şehir parkı burası. Uçsuz bucaksız olan bu güzellik, yeşilin her tonunu bünyesinde saklıyor. Bir gölet, göletteki ördekler, kanepeler, yürüyüş alanları… Özellikle yaz aylarında kalabalığın zirve noktasını yaşayan bu parkta çimenlere uzanmış insan gruplarına şimdiden alışın. Şehrin yoğunluğundan sıkıldığınız anda kendinizi atıp ciğerlerinize mis gibi hava dolduracağınız bu parkı mutlaka değerlendirin.
Müze Denince Akla İlk Gelen İsim: The Rijksmuseum
Amsterdam’da müzeler yoğun olarak Museumplein bölgesinde bulunuyor. Bu bölgenin en çok ziyaret edilen müzesi ise Rijksmuseum. Amsterdam Centraal Station’a yürüme mesafesinde bulunan bu müze, Rembrandt, Vermeer gibi ünlü sanatçıların eserlerini sergiliyor. Hollanda sanatına dair hemen her şeyi görebileceğiniz bu müzede konu sadece
Avrupa değil. Burada, Uzak Doğu ve Asya sanatının temsilcisi olan heykelleri, objeleri ve taslakları görebilirsiniz.
Müzenin birinci katında Hollanda’nın tarihini anlatan tabloları ziyaret edebiliyorsunuz. 2. katta sizi 20. yüzyıla damga vurmuş resimler, mobilyalar, fotoğraflar, posterler karşılayacak. Bu bölümde Avrupa dışından sanatçıların da eserleri var.
The Rijksmuseum bilet fiyatlarını buradan kontrol edebilirsiniz. Müze ziyaret saatleri ise haftanın her günü 09.00-17.00 olarak belirleniyor.
Park Gibi Meydan: Museumplein
Şehirlerin meydanları her zaman önemli. Tıpkı Dam gibi önemli olan Museumplein, harika bir meydan. Pek ünlü “I Amsterdam” yazısının bulunduğu bu meydan pek çok önemli şey saklıyor. Burada küçük bir gölet ve devasa bir buz pisti bulunuyor. Yani Museumplein oldukça hareketli bir yer. Rijksmuseum’un da bu alanda olmasıyla estetik yanını dolduran bölge, şehre gelenlerin ilk uğradığı yerlerden biri. Göletin etrafında bulunan yemek ve içecek stantlarından yararlanabilir, buz pistinin keyfini Amsterdamlılarla beraber çıkarabilirsiniz.
İkinci Müze Durağı: Van Gogh Müzesi
Sıra dışı ressamlar listesinin en başındaki yetenek kesinlikle Van Gogh. Bu ressama adanmış kocaman bir müze burası. 4 katlı olan bu müze, her zaman çok kalabalık. Ressamın; Otoportre, Yıldızlı Gece, Arles’daki Yatak Odası gibi en ünlü eserleri burada sergileniyor. Müzenin içinde bir de bu ressamın izlerini taşıyacak ürünlerin olduğu bir mağaza bulunuyor. Eğer buraya kışın gideceksiniz müzenin giriş katında bulunan vestiyere montlarınızı bırakmanızı öneririz. Çünkü buraya birkaç saatinizi ayırmanız gerekiyor.
Van Gogh Müzesi ziyaret saatleri sıklıkla değişiyor. Ziyaret saatleri ve giriş ücretlerini buradan öğrenebilirsiniz.
Bir Diğer Ressam Dünyası: Rembrandt Evi Müzesi
Ünlü ressam Rembrandt’ı kendi evinde tanımak isteyenler için mükemmel bir fırsat burası. 1639-1660 yıllarında sanatçının yaşadığı bu ev, 1906 yılında restore edilmiş ve müzeye dönüştürülmüş. Dam Meydanı’ndan 15 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan bu müze, Red Light District’e de çok yakın. Burada, ressamın çalışmalarından ve hayatından müthiş doneler sunuluyor. Ressamın 250 eserinin bulunmasının yanında, dönemin Amsterdam evlerini de en iyi anlatan yer burası. Bir müze olmasının yanında, yıl içinde kongre merkezi olarak da kullanılan bu mekânı tüm sanatseverler keşfetmeli.
Her gün 10.00 ve 18.00 saatlerinde açık olan Rembrandt Evi Müzesi giriş ücretlerini güncel olarak buradan öğrenebilirsiniz.
Anne Frank’ın Evi Müzesi
2.Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’ndaki yaşamı tüm gerçekliği ile anlatan Anne Frank’ın Evi, tarihteki bu dramın en canlı temsilcilerinden. Alman ordusundan saklanmak için bu evin arkasında bulunan bir bölmede gizlenen Anne Frank ve ailesinin o kara dönemdeki zor günleri burada yansıtılıyor. Anne Frank’ın sığındığı dönemde yazdığı günlükten alınan bilgiler, yazışmalar, mektuplar da burada bulunuyor. Bir kitaplığın arkasından ulaşabildiğiniz gizli alan, evin atmosferi ve belgeler gerçekten tüyler ürpertici. 1957 yılında Anne Frank Yardımlaşma Derneği tarafından satın alınan ve müzeye dönüştürülmüş bu evi gezmeden Amsterdam seyahatinizi tamamlamamanızı öneririz.
Anne Frank’ın Evi Müzesi çalışma saatleri 1 Kasım – 1 Nisan tarihlerinde, 09.00 – 19.00, cumartesi günleri 09.00 – 22.00 olarak belirleniyor. 1 Nisan – 1 Kasım tarihleri arasında ise her gün 09.00 – 22.00 saatlerinde burayı ziyaret edebilirsiniz. Yalnız burası çok yoğun bir müze. Bu nedenle biletlerinizi önceden online olarak almalısınız. Bilet fiyatları ve diğer ayrıntılar için tıklayın.
Madame Tussauds Amsterdam: Neden Madonna ile Bir Fotoğrafımız Olmasın?
Madame Tussauds müzeleri aslında dünyanın birçok önemli şehrinde bulunuyor. İstanbul Beyoğlu’nda bulunan bu müzenin Amsterdam ayağına da uğramanızı özellikle tavsiye ederiz. Dünyaca ünlü isimlerin balmumu heykellerinin sergilendiği bu müze oldukça gerçek.
Tarihe yön veren siyasi isimlerden Hollywood oyuncularına, ünlü ressamlardan müzik insanlarına kadar detaylı bir balmumu heykel koleksiyonuna sahip müzede, heykellerle dilediğiniz gibi fotoğraf çektirebiliyorsunuz.
Madame Tussauds Amsterdam müzesi bilet fiyatları, standart değil. Size özel paketler de sunuluyor. Bu bilgilerin en güncel halini buradan görebilirsiniz. Müze pazartesi günleri hariç, 10.00-20.00 saatleri içinde ziyarete açılıyor.
Bloemenmarkt ile Çiçekler Bizimle

Bir Pazar Daha: Albert Cuyp Market
Biz bir şehrin en iyi sokaklardan ve yerli halkın bulunduğu yerlerden keşfedildiğine inanıyoruz. Yani şehirde zaman akıp giderken, rutinde o şehrin nasıl yaşadığını merak ediyoruz. Amsterdam’da size bunu en iyi kanıtlayacak yer, Albert Cuyp Market. Burası tam
300 tezgâhtan oluşan dev bir pazar. Sebze, meyve, baharat, kozmetik eşyalar, kıyafetler, takılar… Burada aradığınız her şeyi en uygun fiyatlarıyla bulabilirsiniz. Pazar günü hariç, 09.30 – 17.00 saatlerinde açık olan bu pazar, kış mevsiminde hava koşullarının müsait olmaması nedeniyle bazen erken kapanabiliyor.
Bu Köprü Başka: Magere Brug
Amsterdam şehir merkezindeki Amstel Nehri’nin üzerinde bulunan bu köprü, bildiğiniz köprülerden değil. İlk yapıldığında inceliğinden dolayı “sıska köprü” ismini taşıyan bu yapı, bugün otomatik olarak açılır-kapanır özelliğini taşıyor. Akşamları muhteşem ışıklandırmasıyla şehre renk katan bu köprü, bugün pek çok filmin önemli sahnesinde de yer alıyor.
Bir Amsterdam Köyü: Giethoorn

Orta Çağ’dan Günümüze Sevgiler; Muiderslot Kalesi
Amsterdam’ın doğusundaki Muiden’de yer alan Amsterdam Castle Muiderslot tarihi 1280’e kadar uzanan taş bir kale. UNESCO listesinde bulunan bu güzellik, şehrin en değerli tarihi mimarilerinden biri. Asma köprüsü, beş kulesi, hendek ve siperleri ile güçlü bir imaj veren bu kale, muhteşem bahçesiyle de kendine hayran bırakıyor. Orta Çağ dizi ve filmlerinin burada çekilmesiyle popülerliğini katlaması da kaçınılmaz bir gerçek.
Işıl Işıl Bir Deneyim: Electric Ladyland
Burası tam bir Amsterdam özeti… Çünkü görüp görebileceğiniz en çılgın ve ışıklı müze burası Electric Ladyland, dünyanın tek floresan sanatına adanmış müzesi. Floresan mineral koleksiyonu olan bu müze Joordan bölgesinde. Yani buraya kolayca ulaşabileceksiniz. Bu nedenle burayı görüp Amsterdam’ın renkleri keşfetmeden dönmeyin deriz.
Amsterdam’ın En Renkli Tarafı: Zaanse Schans
Amsterdam aslında biraz da yel değirmenleri ile birleştirilmiş bir şehir. Çünkü Hollanda bu yel değirmeni meselesine çok önem veriyor. Şehrin ünlü yel değirmenlerini Zaan bölgesinde görebilirsiniz. Ama sizi bu bölgede bulunan şirin bir kasabaya davet ediyoruz. Zaanse Schans yel değirmenlerinin olduğu harika bir kasaba.
Bir zamanlar elektrik üretimi için kullanılan bu değirmenler günümüzde halkın ziyaretine açık. Kendinizi bir masalda hissedeceğiniz bu kasaba oldukça şirin. Burada sadece yel değirmenleri bulunmuyor. Müzeye, kafeye ya da alışveriş alanlarına dönüştürülmüş küçük köy evleri ve muhteşem peyzajıyla renkli bahçeler sizi büyüleyecek.















