Brüksel’i Keşfe Çıkın — Brüksel Detaylı Gezi Kılavuzu
Avrupa’nın her şehri kendine has büyüleyici bir özelliğe sahip. Batı Avrupa ülkelerinden Belçika’nın başkenti Brüksel de tam olarak öyle bir şehir. Renkli sokakları, Avrupa tarihinin izlerini taşıyan mimari eserleri ve alışveriş caddeleriyle, Brüksel’in sokakları adeta masal diyarından fırlamış gibi.
Brüksel genellikle eski yıllarda Avrupa ticaretinin önemli noktalarından, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne de adını yazdıran Grand Place Meydanı ile tanınıyor. Meydanda gerçekleşen Çiçek Halı Festivali’nin rengarenk görüntüsünü mutlaka bir yerlerde görmüşsünüzdür. Gotik mimarinin önemli başyapıtlarından katedraller, kraliyet sarayları ve ünlü heykellerle dolu bir Brüksel keşif turunda, gezgin ruhunuzu doyuracaksınız.
Brüksel’de Gezilecek Yerler
Avrupa ülkelerinin ruhunu sevenleri buraya alalım. Brüksel’de ışıl ışıl ve cıvıl cıvıl bir gezi sizleri bekliyor. Tarihi meydanı, dünyanın en güzel çikolataları ve lüks alışveriş sokaklarıyla benzersiz bir gezi için, Brüksel’i adım adım keşfetmeye hazır olun.
Tarihi Pazar Ruhunu Keşfedin: Grand Place Meydanı
Brüksel’in kalbinin attığı meydan tam da burası. Dünyanın en önemli tarihi meydanlarından biri olan Grand Place Meydanı, asırlardır şehrin ticaretine yön vermiş, tarihi miraslara ev sahipliği yapan bir meydan. Meydana geldiğinizde ışıl ışıl bir görüntü ve etkileyici bir atmosferle karşılaşacaksınız. Barok mimarisiyle inşa edilen şehrin ikonik ve görkemli yapılarını görebileceğiniz meydanda, çeşitli etkinliklere de katılabilirsiniz. Eğer şanslıysanız her yıl aralık ayında kurulan Noel Pazarı’nı ya da ağustos ayında düzenlenen çiçek festivalini yani Flower Carpet’ı da görmenizi isteriz.
İlginç Yapıları Sevenler Buraya: Atomium!
Brüksel’in ikonik yapılarından birisi de ünlü Atomium anıtı. 1958 yılında gerçekleşen Expo 58 Fuarı için inşa edilen anıt, ünlü mimar Andre Waterkeyn’in imzasını taşıyor. İlginç görüntüsüyle görenleri kendine hayran bırakan 102 metre yüksekliğindeki anıt, üzerinde bulunan çelik küreleriyle tam bir sanat eseri. Neyi temsil ettiğini merak ediyorsanız hemen söyleyelim. Anıt yapılırken, 165 milyar kez büyütülmüş demir kristali örnek alınmış.
Anıta sadece dışarıdan bakmakla yetinmezseniz, asansörle en üst kattaki restorana çıkarak, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Giriş ücretleri ve ziyaret saatleri için web sitesinden bilgi alabilirsiniz.
Brüksel’de Tüm Avrupa’yı Gezmek İçin; Mini Europe
İstanbul’da yer alan Miniatürk ile benzerlik gösteren Mini Europe, Atomium anıtının yanı başında yer alıyor. Avrupa’nın 80 şehrinin orijinali kadar güzel minik maketlerini görebileceğiniz parkta, Eyfel Kulesi, Big Ben, Pisa Kulesi ve daha birçok simgesel yapıyı görebilirsiniz. 1989 yılından beri ziyaret edilen parkın içerisinde 350’yi aşkın eser sergileniyor. Küçük de olsa hızlı bir Avrupa turu için Mini Europe ziyaret saatlerini ve giriş ücretlerine buradan ulaşabilirsiniz. Eğer Mini Europe ve yanı başında yer alan Atomium binasını aynı gün gitmeyi düşünürseniz, ortak bilet almanızı öneririz. Bu sayede indirimden faydalanabilirsiniz.
Müzeye ulaşım için metroyu kullanabilirsiniz. 6 numaralı hat üzerinden geldiğinizde, Heysel durağında inebilirsiniz. Kısa bir mesafe yürüdükten sonra müzeye ulaşabiliyorsunuz. Otobüs ile gelmeyi tercih ederseniz, 88 ve 84 numaralı otobüslere binerek yine Heysel durağından müzeye kolayca ulaşabilirsiniz.
Müzeye geldiğinizde nereyi nasıl gezeceğiz diye de dert etmeyin. Elinize müze içerisindeki bütün yapıların tarihini ve önemini anlatan sıralı bir kitapçık verilecek. Bu sayede geziniz sırasında gördüğünüz her yapının hikayesini de bileceksiniz.
Tarihten Şirin Bir Hatıra: Manneken Pis
Brüksel’e gelip de dünyaca ünlü işeyen çocuk heykelini görmeden dönmek olmaz. Şehrin meydanından kısa bir yürüyüş sonrası kolayca ulaşabileceğiniz heykel, 17.yüzyılın başında Hieronymus Duquesnoy the Elder tarafından tasarlanmış. Bu 61 cm’lik küçük ve tatlı heykelin kimi temsil ettiği tam olarak bilinmiyor. Ama özel günlerde giydirilmesi için 800 parçalık kıyafet koleksiyonuna sahip olduğunu söylediğimizde daha da şaşıracağınızı biliyoruz.
Kraliyet Ruhuna Dahil Olun: Brüksel Kraliyet Sarayı
Brüksel’de etkileyici yapılar saymakla bitmiyor. Ama en etkileyici yapılar listesinde tabii ki Brüksel Kraliyet Sarayı (Palais Royal de Bruxelles) birinci sırada yer alıyor. Şehrin simgesi olarak da kabul edilen bu tarihi saray, 1783 yılında inşa edilmiş. Tabii sarayın tamamen bitmesi 20.yüzyılı bulmuş. Günümüzde saray kraliyet ailesinin düzenlediği etkinlikler için kullanılıyor. Üstelik böylesine şahane bir sarayı ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.
Ancak kalabalık ile birlikte gezmekten hoşlanmıyorsanız, ziyaret için sabahın erken saatlerini tercih etmenizi öneririz. Saray, özellikle de öğlen saatlerinde turistlerin yoğun ziyaretine maruz kalabiliyor. Erken giderseniz hem rahat bir gezi gerçekleştirebilirsiniz hem de sarayın her noktasını detaylıca inceleyebilirsiniz. Gezi sonrası sarayın yanında yer alan Brüksel Parkı’nda da bir tur atmayı unutmayın.
Görkemli Bir Alışveriş Turu İçin: Les Galeries Royales Saint-Hubert
Hem alışverişi hem de tarihi yapıları seviyorsanız, Brüksel bu konuda tam da size hitap ediyor. Brüksel’in en ünlü alışveriş merkezlerinden Les Galeries Royales Saint- Hubert, 1847 yılından beri şehrin en sık ziyaret edilen noktalarından biri. İki ayrı koridordan oluşan çarşının içerisinde Belçika çikolatasından kıyafet ve mücevhere kadar alışveriş yapabileceğiniz birçok nokta yer alıyor.
Ancak mağazaların fiyat ortalaması biraz yüksek olduğu için, lüks alışveriş yapmayı düşünenlerden değilseniz fiyatlara dikkat ederek alışveriş yapmanızı öneririz. Çarşıya gelmişken, galeri içinde yer alan sinema salonunda güzel bir sanat filmi de izleyebilirsiniz.
Gotik Mimarinin Kralı: St. Michael ve St. Gudula Katedrali
Gotik mimarinin en güzel eserlerinden birini görmek isterseniz, Brüksel’de rotanızı St. Michael ve St. Gudula Katedrali’ne çevirmelisiniz. Geçmişi 9.yüzyıla kadar dayanan şapel, 1962 yılından beri katedral statüsüne sahip. Katedral, dış mimarisinin yanı sıra, vitraylarla ve motiflerle çevrili iç yapısıyla da insanı kendine hayran bırakıyor. Şehrin meydanından kısa bir yürüyüş sonrası katedrale ulaştığınızda, ‘’Vay canına!’’ diyebilirsiniz. Ama önce buradan güncel ziyaret saatlerine bakmanızı öneririz.
Şehre Tepeden Bakış: Basilica of the Sacred Heart

Brüksel’de ziyaret etmeden dönmemeniz gereken yapılardan birisi de ünlü Basilica of the Sacred Heart. Belçika’nın bağımsızlığını temsilen, 75. yıldönümünde inşa edilen yapı, Kral II. Leopold tarafından yaptırılmış. Bizans mimarisinden etkilenerek yapılan bazilika, özellikle de 89 metre uzunluğundaki yeşil kubbesi ve iki çan kulesi ile dikkat çekiyor. II. Dünya Savaşı nedeniyle yapımı tamamlanamayan kilise, nihayet 1969 yılında bitirilebilmiş.
Şehir merkezinde yer alan kiliseyi yaz aylarında 08.00-18.00, kış aylarında ise 08.00-17.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Kiliseye geldiğinizde, asansöre binerek seyir terasına çıkmayı da unutmayın. Brüksel’i tepeden izlerken, şehre yeniden hayran olabilirsiniz.
Mutluluk Hormonu Salgılatan Çikolata Müzesi
Brüksel’in çikolatasının namı dünyanın dört bir yanında biliniyor. Choco Story Brussels yani Çikolata Müzesi de Brüksel’in efsanevi çikolatalarının ve çikolata tarihinin en güzel yansıması. Şehirde hem iştah kabartan hem de bilgilendirici bir müze gezmek isteyenler için Çikolata Müzesi her daim favoriler arasında yer alıyor. 1998 yılında açılan müzenin içerisinde Brüksel’in simgelerinin çikolata heykelleri, şehrin tarihini yansıtan figürlerin çikolata kaplı hallerini görebilirsiniz. Tabii ki müze bunlarla sınırlı değil.
Kakao çekirdeğinin ve çikolata yapımının tarihine dair bilgileri de müzede bulabilirsiniz. Şanslıysanız müze içerisinde gerçekleştirilen çikolata etkinliklerine de denk gelebilirsiniz. Müzeden çıkarken market bölümünden sevdiklerinize küçük de olsa, Belçika çikolatası hediye almayı unutmayın. Müzenin güncel giriş ücretlerine ve ziyaret saatlerine de bakmayı unutmayın.
Meydanın İncisi: Hotel de Ville

Brüksel’in kalbinin attığı Grand Place Meydanı’nda görebileceğiniz tarihi miraslardan birisi de ünlü Brüksel Belediye Binası. 1402 ve 1452 yılında iki ayrı bölümünün yapıldığı bina, Mimar Jacop ve Guillaume tarafından inşa edilmiş. Görkemli binanın en ilgi çeken yapısı ise 96 metre uzunluğundaki devasa kulesi. Ancak bu kulenin hüzünlü bir hikayesi de bulunuyor.
Hikâyeye göre kuleyi inşa eden Mimar Jan Van, kulenin binanın tam ortadasında olmadığını fark edince kulenin üzerinden atlayarak intihar etmiş. Kule uzun yıllar içerisinde zarar görmüş olsa da günümüzde yenilenerek halen ziyaret açık bir efsane olarak karşımıza çıkıyor. Müzenin ziyaret saatleri dönemsel olarak değişiklik gösterdiği için ziyaret etmeden önce güncel saatleri kontrol etmenizi öneririz.









