Zeytin Ağaçlarının Arasında: İzmir’in En Güzel Köyleri
Ege’nin her köşesi bambaşka bir güzelliğe sahip. Bu kıymetli güzelliklerin birçoğuna ev sahipliği yapan şehirlerden birisi de İzmir. Binlerce yıldır birçok medeniyete kucak açan bu topraklarda, hayatın hareketli karmaşasından uzak, hâlâ eski geleneklerin devam ettiği, dokusu bozulmamış köyler varlığını sürdürüyor. İzmir’e bağlı belde ve ilçelerde yer alan köyler, rengârenk çiçekleri ile Ege’nin büyüleyici yaşamını tatmak isteyenler için, misafirlerine harika bir keşif imkânı sunuyor. Sırt çantanız hazırsa, İzmir’in köylerine tatlı bir yolculuğa çıkabiliriz.
İzmir’in En Güzel Köyleri
Fotojenik sokakları, tarihî evleri, etrafı süsleyen ve mis gibi koku yayan rengârenk çiçekleri…İzmir’in köylerinin dokusu insanda bambaşka bir etki uyandırıyor. Urla, Çeşme, Ödemiş ve Selçuk gibi çevre ilçelerde yer alan köyleri, İzmir’den yapacağınız kısa bir araç yolculuğuyla kolayca keşfedebilirsiniz.
Barbaros Köyü- Urla
İzmir’de insanın içini açan, ruhunu dinlendiren samimi köylerinden Barbaros Köyü ile listemize tatlı bir başlangıç yapalım. İzmir’in şehir merkezinde 55, Urla’ya ise 22 km uzaklıkta bulunan Barbaros Köyü, denizden biraz uzakta olduğu için çok fazla bilinen bir köy değil. Ege köylerinin ruhunu hissetmek için kalabalık olmaması en önemli özellik olduğundan, Barbaros Köyü sakinliğiyle iyi ki böyle kalmış dedirtiyor. Köye geldiğiniz anda sizi rengârenk çiçeklerin arasında küçük küçük taş evler karşılıyor. Köyün dar sokaklarında kısa bir tur atmak dahi insana iyi geliyor.
Köyün sakinleri doğaya kıymet veren ve doğanın sunduğu imkânları kendi emekleriyle birleştirip sürdürülebilir üretimi hayata geçiren bir anlayışa sahip. Kendi değerlerine sahip çıkan köyün en güzel kültürel etkinliklerinden birisi de Korkuluk Festivali. Her yıl eylül ayında düzenlenen festivalde, köy sakinlerinin el yapımı korkulukları arasında yarışma yapılırken, sokaklarda da festival eğlenceleri düzenleniyor. Köye geldiğinizde özellikle de kapısını çaldığınızda misafir olabileceğiniz ‘’Çat Kapı Evleri’’ni ziyaret etmeyi unutmayın.
Germiyan Köyü- Çeşme
İzmir şehir merkezinden 1 saatlik bir yolculuk sonrası Çeşme’de bulunan Germiyan Köyü’ne ulaşılıyor. Bu küçük köyün samimi havasını, köye ilk girdiğiniz andan itibaren hissedebilirsiniz. Köyün en çok bilinen özelliklerinden birisi evlerin ve sokakların duvarlarını süsleyen resimleri. Resimler köyün yerlilerinden biri olan ressam Nuran Eren’in eserleri. Rengârenk resimlerle bambaşka bir doku kazanan köyde, gezmenin yanı sıra fotoğraf çekmek de oldukça zevkli. Köyü özel kılan en önemli bir diğer şey de 2016 yılında İtalya’da ortaya çıkan Slow Food akımına yani, yerli ve geleneksel yemeği savunan, fast food karşıtı akıma katılan ilk Türk köyü olması.
Köyde yapılan yemekler, tamamen kendi mevsim ürünlerinden yapılıyor. Köydeki mekânların çoğunun üzerinde zeytin yaprağı taşıyan salyangoz resmi görürseniz şaşırmayın, bu orada satılan ürünlerin hepsinin doğal olduğunu gösteren bir logo. Köyde yemek yiyip, bir şeyler içebileceğiniz köy kahvesinden butik restoranlara kadar birçok alternatif var. Ama özellikle kendi elleriyle yaptıkları ekşi mayalı Germiyan ekmeğini tatmalısınız.
Bademler Köyü – Urla
İzmir’in pek bilinmese de en özel köylerinden birisi Bademler Köyü. Urla ve Seferihisar arasında yer alan köy, her iki ilçeye de 10 km uzaklıkta. İzmir’den köye gitmek yaklaşık 1 saat sürüyor. Seferihisar, Urla ve Çeşme merkezinden köye düzenli olarak giden otobüsler var. Köye ulaştığınızda ise ilk yapmanız gereken şeylerden biri Bademler Köyü Tiyatro’sunu ziyaret etmek. Türkiye’nin ilk köy tiyatrosu olma özelliğine sahip olan tiyatro, 1932 yılında köyde yaşayan öğretmenlerden Mustafa Anarat tarafından kurulmuş.
Kendi çabalarıyla açtığı tiyatronun geleneği ise köyde halen devam ediyor. Burası özel bir köy demiştik. Zira köyde okuma, yazma oranı da oldukça yüksek. Hatta köyün kendine ait bir kütüphanesi de var. Köyü mayıs ayında ziyaret ederseniz her yıl düzenlenen Bademler Tiyatro Şenliği’ne de katılabilirsiniz. Yeşilçam tutkunları için de güzel bir bilgi verelim. Türk sinemasının Berlin Film Festivali’nde ödül alan ve En İyi Yabancı Film kategorisinde Oscar aday adayı olarak büyük başarılara imza atan 1963 yapımı Susuz Yaz filmi de burada çekilmiş.
Kösedere Köyü – Karaburun
İzmir’in tatil beldelerinden Karaburun’da yer alan Kösedere Köyü, ilçe merkezinden 14 km uzaklıkta bulunan şirin bir köy. Ege köylerinin en güzel özelliklerinden biri olan sakinliği ve kültürel dokuyu Kösedere Köyü’nde de bulabilirsiniz. Tarihî taş konakları ve yapılarıyla dikkat çeken köy, rengârenk çiçeklerin sardığı sokaklarıyla da insana huzur veriyor. Köye geldiğinizde tarihî sokaklarda dolaşırken ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Dolaştıktan sonra köy meydanındaki kahvede güzel bir kahve molası vermeyi de unutmayın.
Özbek Köyü – Urla
İzmir’in en güzel köylerinden birçoğunu Urla ziyaretinizde görmeniz mümkün. Bunlardan birisi de Urla merkezine 18 km mesafedeki Özbek Köyü. Osmanlı döneminde bölgeye gelen Özbekler tarafından kurulan köy, köklü bir geçmişe sahip olsa da ne yazık ki tarihî belgeleri eski bir yangında tamamen yok olmuş. Köyde geçmişten günümüze ulaşabilen en eski şey ise caminin avlusunda yer alan bin yaşındaki servi ağacı.
Deniz kenarında yer alan köyde geçim balıkçılıkla sağlanıyor. Böyle bir köyde özellikle de balık restoranlarında balıkların ve mezelerin lezzetini siz de tahmin edersiniz. Özellikle de köyün klasiklerinden Akın Balık’ta güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.
Şirince Köyü – Selçuk
Şirince Köyü için Türkiye’nin en ünlü köylerinden biri desek yanlış olmaz. Mayaların kehanetine göre kıyametin 2012 yılında kopacağı ve kurtulmuş alan olarak ise Şirince Köyü’nün işaret edildiği söylentisi, köyün şöhretini bambaşka bir boyuta taşımıştı. 2012 yılında dünyanın dört bir yanından köye gelen ziyaretçiler yüzünden köyde sokakta dahi oturacak yer kalmamıştı. Tabii ki Şirince’nin şanı bundan çok daha öncesine dayanıyor. İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan köy, turistler için zaten oldukça popülerdi.
Eski tarihî konaklarıyla çevrili taş sokakları, tarihî doku ve doğal güzellikleri görmek isteyen turistler için harika bir atmosfere sahip. Üzüm bağları, el yapımı yöresel lezzetleri, geleneksel el sanatları ve daha nicesi Şirince Köyü’nün öne çıkan özelliklerinden. İzmir’den kalkan Selçuk otobüsleriyle ilçeye ulaştıktan sonra Şirince Köyü dolmuşlarıyla köye kolayca ulaşabilirsiniz. Eğer konaklamak isterseniz de köyde bulunan butik otellerde konaklayabilirsiniz. Köye geldiğinizde Aziz Nesin Matematik Köyü’nü ve Tiyatro Medresesi’ni de ziyaret etmeyi unutmayın.
Lübbey Köyü – Ödemiş
İzmir’in şehir merkezine 2 saat mesafedeki Lübbey Köyü, Ödemiş ilçesinde yer alıyor. Bahsettiğimiz diğer İzmir köylerinin rengârenk ve canlı dokusunun aksine Lübbey Köyü daha farklı bir atmosfere sahip. Hayaletli Köy olarak da anılan köy, eskiden kalabalık olsa da günümüzde sadece birkaç hanede yaşayanlar var. Zaman içinde yaşanan göç nedeniyle boşalan köy, sessizliği ve tarihî dokusuyla gezginlerin ilgisini çekiyor. Özellikle de fotoğraf tutkunlarının sık sık ziyaret ettiği köyde, harika fotoğraflar çekebilirsiniz.
Saip Köyü – Karaburun
Karaburun’un sahil kıyısında yer alan köylerinden biri olan Saip Köyü, Foça tarafına bakan, küçük ve tatlı bir Ege köyü. Karaburun’un ilçe merkezine sadece 3 km uzaklıkta bulunan köy, eskiden Müslüman ve Rumların birlikte yaşadığı kalabalık bir köymüş. Fakat ne yazık ki mübadele sonrası yaşanan göçler nedeniyle köyün nüfusu oldukça azalmış. Köy halkı günümüzde balıkçılık ve tarımla geçimini sağlıyor.
Köye gittiğinizde ilk yapmanız gereken şey ise herkesin kalbini fetheden Saip Kır Kahvesi. Köyün en güzel manzarasına sahip bu küçük köy kahvesi, köyün simgelerinden bir haline gelmiş. Kahveye geldiğinizde el yapımı yöresel lezzetleri ve köy ürünleriyle yapılan çeşit çeşit reçelleri tadabilirsiniz.
Birgi Köyü – Ödemiş
Türkiye’nin en güzel köylerinden biri olan Birgi Köyü, İzmir’in Ödemiş ilçesinde yer alıyor. Ödemiş ilçe merkezinde 10 km uzaklıktaki köye, İzmir’den de ilçeden de ulaşım oldukça kolay. Ödemiş merkezinden her yarım saatte bir kalkan minibüslerle köye kısa sürede ulaşabiliyorsunuz. Burası tarihî binlerce yıl öncesine dayanan, Bizans’tan Aydınoğulları Beyliği’ne kadar birçok yönetime ev sahipliği yapmış bir köy. Tarihî yapılarla çevrili olan köy, ne yazık ki 1922 yılında yaşanan Büyük Taarruz’da Yunan saldırısına uğradığı için yapıların çoğu yanmış.
Ancak köy sit alanı olarak koruma altına alındığı için restorasyon çalışmaları sayesinde tarihî yapılar arasında kurtarılanlar da var. Köye geldiğinizde özellikle de Sandıkoğlu ve Çakırağa konaklarını, Ulu Cami ve Dervişağa Cami’ni görülecekler listenize eklemelisiniz.













