Ren Nehri Manzarası Eşliğinde: Köln’ü Keşfe Çıkıyoruz!
Almanya’nın dördüncü büyük şehri Köln, en az Berlin kadar etkileyici yapısı ve gezilecek yerleriyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Özellikle son yıllarda popüler gezi noktalarından biri haline gelen Köln, aslında Roma döneminden beri oldukça aktif bir şehir. Romalıların M.Ö 38 yılında kurduğu şehirde dünyanın en görkemli katedrallerinden Kölner Dom, tüm ihtişamıyla şehre gelenleri selamlıyor. Tarihi sokakları, dünyaca ünlü müzeleri, Noel pazarları ve daha nicesi ile Köln sokaklarında kendinizi kaybetmeye hazır olun.
Köln’de Gezilecek Yerler
Ortasından Ren Nehri’nin geçtiği Avrupa’nın en güzel şehirlerinden Köln’de dolaşırken, her bir sokağında başka bir detayla karşılaşmanız mümkün. Kış mevsimi soğuk, yaz mevsimi sıcak geçen bu şehirde, her mevsim keşfetmeniz gereken başka bir eğlence var. Tarihi yapıları, müzeleri gezdikten sonra, festivalleriyle ünlü Köln’ün festivallerine de katılmayı unutmayın. Köln’e gitmeden önce, kendinize güzel bir gezi rotası oluşturarak daha verimli bir gezi gerçekleştirebilirsiniz.
Köln Katedrali: Kölner Dom

1996 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve koruma altına alınan katedral, Hristiyanlar için hac noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Şehrin her yerinden görebileceğiniz katedral, en çok da iki büyük kulesi ile dikkat çekiyor. 157 metre uzunluğundaki bu iki şaheser, aynı zamanda ziyaretçiler için seyir terası olarak da ziyaret edilebiliyor.
Katedrale nasıl ulaşacağınızı merak ediyorsanız, hiç meraklanmayın. Zira yapıyı her yerden görebildiğiniz için şehir dışından bile baka baka bulabilirsiniz. Ama tabii ki bu kadar zahmete gerek yok. Köln Merkez Garı katedralin hemen yanında yer aldığı için trenle kolayca ulaşabilirsiniz. Ziyaret saatleri ve giriş ücretleri için buradan bilgi alabilirsiniz.
Pop Art Sevenler Buraya: Museum Ludwig
Sanat müzelerini gezmek, bir şehri keşfetmenin en eğlenceli ve kültürel anlamda en doyurucu etkinliği oluyor. Köln’ün dünyaca ünlü sanat müzesi Museum Ludwig işte tam olarak öyle bir müze. 1976 yılında kurulan müze, pop art sanatının en güzel eserlerine ev sahipliği yapıyor. Müzeye ismini de veren Ludwig çiftinin bağışlarıyla kurulan galerinin içinde farklı sergi bölümleri bulunuyor.
Müzeye geldiğinizde 1906 ve 1930 yılları arasında yapılan Rus Avangart tabloları, Andy Warhol’un dünyaca ünlü eserleri ve Wallraf-Richartz Müzesi’nden getirilen eserleri görebilirsiniz. Müzeye giriş ücretleri ve ziyaret saatleri için resmi web sitesinden bilgi alabilirsiniz.
Çikolata Müzesi: Schokoladenmuseum
Köln gezisinde tatlı bir gezi durağından bahsedeceğiz şimdi de. Çikolata ile aranız iyiyse bu müzeye bayılacağınıza eminiz. Şehrin merkezinde, Ren Nehri’ne bakan tarihi bir binanın içerisinde yer alan Çikolata Müzesi 1993 yılında açılmış. Açıldığı günden beri şehrin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri haline gelen Schokoladenmuseum, çikolatanın tarihini ve yapım aşamalarını anlamanız için tam anlamıyla eksiksiz olarak düzenlenmiş.
Hans Imhoff’un kurduğu müzede kakao çekirdeğinin 5 bin yıl öncesine dayanan geçmişini ve günümüze kadar ulaşan yapım tekniklerini görebilirsiniz. Özellikle de çikolatanın tadına bakabileceğiniz çikolata şelalesine ve kakao ağaçlarını görebileceğiniz botanik bahçeye hayran kalacaksınız! Müzenin güncel ziyaret saatlerini ve giriş ücretlerini buradan kontrol edebilirsiniz.
Eski Şehir: Altstadt

Köln’de ilk gezmeniz gereken yeri merak ediyorsanız Altstadt – Old Town olduğunu hemen söyleyelim. Şehrin ünlü katedrali Kölner Dom ve daha birçok tarihi yapının da bulunduğu bu eski bölge, Köln gezisinde en çok zevk alacağınız yer desek yanlış olmaz. Taş sokakları, eski apartmanları, şehrin önemli müzeleri ve turistik meydanlarını keşfedebileceğiniz bölgede Süd ve Nord olarak iki ayrı bölüm bulunuyor. Ancak gezerken buna çok takılmamanızı öneririz.
Altstadt bölgesine geldiğinizde yapabileceğiniz en güzel şey, kendinizi sokakların akışına bırakmak. Yürüyün, yürüyün ve yürüyün… Emin olun her adımınızda bambaşka bir güzellikle karşılaşacaksınız. Ama özellikle de Büyük St. Martin Kilisesi’ni, Köln Belediye Sarayı’nı ve Köln Katedrali’ni ziyaret listenize eklemelisiniz.
Şehrin Işıkları İçinde: Hohenzollern Köprüsü

Köln’e geldiğinizde görüntüsüne hayran kalacağınız şehrin simgelerinden birisi de ünlü Hohenzollern Köprüsü. Şehrin nüfusu da trafiği de artınca, 1907 yılında eski Katedral Köprüsü’nün yerine Hohenzollern Köprüsü inşa edilmiş. Üç büyük kemeriyle dikkat çeken köprünün yapımında çelik malzemeler kullanılmış.
Köprü günümüzde araç ve tramvay trafiğine açık, ama gezginler için en güzel detay yaya yolu ve bisiklet yolunun da bulunması. Yani kiraladığınız bisikletinizle, ya da şehri dolaşırken yayan bir şekilde köprünün üzerinde dolaşabilirsiniz. Hatta köprünün üzerinde biraz durup, şehrin manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Denk getirebilirseniz gün batımını seyretmenizi öneririz.
Biraz Cadde Turu: Hohe Strasse

Şehri keşfetmek için yürüyüş yapmak en güzel yol. Köln’ün en ünlü caddesi Hohe Strasse yürüyüş ve alışveriş için en güzel alternatiflerden biri. Köln Katedrali’nden başlayan cadde, Köln’ün ünlü meydanlarından Neumarkt’a kadar uzanıyor. Cadde boyunca alışveriş yapabileceğiz dünya markalarından hediyelik eşya dükkanlarına kadar birçok mağaza bulunuyor. Yürüyüş yaparken yorulursanız, cadde üzerinde yer alan kafe ve restoranlarda kahve molası verebilirsiniz.
Ren Nehri’ni Havadan Geçiyoruz! Köln Teleferiği
Köln gezinizde, Ren Nehri üzerinden teleferik ile gezme fikrinin hoşuna gideceğini düşünüyoruz. 60 yılı aşkın süredir şehirde hizmet veren teleferik, ulaşım amacıyla yapılsa da günümüzde turistik gezi için en çok tercih edilen alternatiflerden. Köln’ün şehir manzarasını panoramik olarak izleyebileceğiniz teleferikte iki istasyon arası yolculuk 6 dakika sürüyor. Teleferiği hem gezi için hem de Köln Hayvanat Bahçesi’ne ulaşmak için kullanabilirsiniz. Ancak teleferiğin yalnızca nisan ayından ekim ayına kadar açık olduğunu söyleyelim. Gitmeden önce kontrol etmek isterseniz, web sitesinden bilgi alabilirsiniz.
Büyük Aziz Martin Kilisesi: Gross St. Martin

Köln’ün Eski Şehir bölgesinde görebileceğiniz bir diğer şaheser de Büyük Aziz Martin Kilisesi. 1150-1250 yılları arasında yapılan kilise, Romalılar zamanından kalan eski bir depo alanının üzerine inşa edilmiş. Daha sonra Benedict manastırı olarak kullanılan kilise, ünlü Köln Katedrali bitene kadar şehrin en görkemli yapısıymış. Köln’de bulunan çoğu tarihi yapı gibi Büyük Aziz Martin Kilisesi de II. Dünya Savaşı döneminde fazlasıyla zarar görmüş. Yeniden onarılan kilise, tüm ihtişamıyla şehir gezisinde sizleri selamlamaya devam ediyor. Kiliseyi 09.30-19.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.
Köln Hayvanat Bahçesi: Kölner Zoo
Köln’de teleferikle şehri gezdikten sonra indiğinizde, Köln’ün hayvanat bahçesi Kölner Zoo tesisine kolayca ulaşabiliyorsunuz. 1860 yılından beri açık olan parkın içerisinde 750’yi aşkın hayvan türü bulunuyor. Her ne kadar son yıllarda hayvanat bahçesi ziyaretleri konusunda tercihler değişse de Kölner Zoo yıllar içinde gelişen tesisiyle hem hayvanlar için uygun bir ortam sunuyor, hem de ziyaretçilerinin hayvanlarla yakın bağ kurmasını sağlıyor.
Dilerseniz belli saatlerde hayvanların beslenme etkinliklerine de katılabileceğiniz parkta, fillerden devasa akvaryum balıklarına kadar birçok canlıyı gözlemleyebilirsiniz. Parkın güncel giriş ücretleri ve ziyaret saatlerini buradan öğrenebilirsiniz.
Çiçeklerin Kokusu Eşliğinde: Flora und Botanischer Garten Köln

Köln Hayvanat Bahçesi’ni ziyarete geldiğinizde hemen yanı başında yer alan şehrin en ünlü botanik parkını da ziyaret edebilirsiniz. Rengarenk çiçeklerin ve yemyeşil ağaçların arasında kendini huzurlu hissedenlerdenseniz, botanik parkta geçireceğiniz bir saat bile size çok iyi gelecek.
1920 yılında kurulan bu park, 11,5 hektarlık büyük bir alandan oluşuyor. Bahçeye geldiğinizde, farklı farklı coğrafyalardan getirilmiş 12 bini aşkın bitki türünü görebilirsiniz. Tesis hafta içi ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Hafta sonu ise rehberli turlara dahil olabilirsiniz. Buradan detaylı bilgi alabilirsiniz.





