Medeniyetin İncisi Şehirlerden Biri — Kopenhag Gezilecek Yerler
Danimarka’nın başkenti olan Kopenhag; dondurucu soğuğu, kısacık yazları, kuzeydeki konumuyla ideal bir gezi rotası olmaktan çok uzak gibi duruyor değil mi? Ancak öyle değil! Kuzey kültürünün en önemli temsilcisi Kopenhag, uzun uzun yollar gitmenize, üşümenize, saatlerce gezi planı yapmanıza kesinlikle değecek bir şehir.
İskandinav kültürünün sakinliğini, sanat aşkını, modern hayatını ve huzurunu yaşarken derinden keşfedeceğiniz Kopenhag, mutlu bir şehir. Üstelik turistler için oldukça güvenli.
Kanalları, sarayları, müzeleri, caddeleri, restoranları ve tüm ayrıntılarıyla Kopenhag, iyi bir tatil planını hak ediyor.
Kopenhag’da Gezilecek Yerler
Kopenhag sakin, tertemiz ve güvenli bir gezi rotası. Çok büyük bir şehir değil ama güzelliklerini her yere eşit bir şekilde paylaştırmış bir yer. Bu nedenle bu şehirde burada sık sık yolculuk halinde olabilirsiniz. Kopenhag’da tek güzel olan şey sadece bu özellikler değil. Burada bir kanal manzarası, bir sokak sanatçısı, 3. dalga bir kafe ya da dolu dolu bir alışveriş caddesi kalbinizi çalabilir.
Kopenhag’da gezilecek yerler keşfiniz için şehrin gelişmiş ulaşım ağı size yardımcı olacak fakat burada ulaşım için bisiklet de harika bir alternatif. Evet, Kuzey Avrupa’da genelde bisikletle ulaşım her zaman mümkündür fakat Kopenhag sanki caddelerini bisiklete adamış gibi. O zaman haydi pedallayalım, Kuzey Avrupa’yı kalbinden keşfedelim. İşte Kopenhag’da gezilecek yerlerin tüm ayrıntıları.
Kuzeyin Renkli Yüzü: Nyhavn Kanalı
Kopenhag fotoğraflarında sürekli gördüğümüz renkli evler tam olarak burada. Evlerin önünde gördüğünüz sahil kısmı ise Nyhavn Kanalı. Birbirini tamamlayan bu kahramanlar harika bir tablo oluşturuyor. Bu kanal önceden tamamen ticaret için kullanılan bir limanmış yani yerleşime açık değilmiş. Şu an şehrin en turistik bölgesi burası. Evlerin altında bulunan harika kahveciler, lezzetli menüleriyle misafirlerini bekleyen restoranlar buraya sıcacık bir hava katıyor. Kanalın çevresinde bulunan evlerde ise zamanın ünlü yazarları ve sanatçılarının evleri bulunuyor. Mesela 20 numarada çocukluğumuzun masalcısı Hans Christian Andersen yaşıyormuş.
Işıl Işıl Bir Eğlence: Tivoli Bahçeleri
15 Ağustos 1843’te açılmış, dünyanın en eski tema parklarından Tivoli, kesinlikle eğlenceyi odağına almış bir yer. Nisan ve eylül ayları arasında açık olan bu park, Kopenhag gezisini bu tarihlerde ayarlamaya ikna edecek kadar güçlü. Bu parka yalnızca lunapark diyemeyiz. Işıklarla dolu, eğlenceli ve şık tasarımıyla eğlencenin en şık hali olarak da tanımlayabiliriz
Muazzam ışıklandırması ve enerji dolu atmosferiyle bu parkta sizi; dönel kavşaklar, ayna salonları, pandomim sanatçıları, kukla gösterileri ve açık hava tiyatroları bekleyecek. Ayrıca, çok sayıda restoran, kafe, çiçek bahçeleri ve Mağribi tarzı bir konser salonu da size kendini hayran bırakacak kahramanlar.
Burası Önemli: Amalienborg Sarayı
Burayı saray olarak da nitelendirenler var kale olarak da. Ama kafamızda oturan kale mantığından uzakta olan bu yapıyı biz saray şeklinde değerlendiriyoruz. Burası, tıpkı Topkapı Sarayı gibi birden fazla binadan oluşuyor. 1750’lerde mimar Nicolai Eigtved tarafından bir asalet evi olarak yapılmış. 1794 yılında Christiansborg Sarayı’nda çıkan bir yangından sonra kraliyet ailesi tarafından devralınmış ve kışlık saray olarak kullanılmış. 18. yy kuzey mimarisini bizlere fısıldayan bu saray, hala kraliyet tarafından kullanılıyor ve sarayın bazı bölümleri yaz mevsiminde halka açık oluyor.
Sarayda bulunan müze ve muhafızların değişim törenleri buranın en sevilen tarafı. Saraydaki müze, monarşinin son 150 yılında kraliyet yolculuğu hakkında bilgiler veriyor. Müze aynı zamanda günümüz kraliyet ailesinin günlük yaşamlarını da tanıtıyor. Kraliyet muhafızları her iki saatte bir değişiyor. Fakat her gün saat 12.00’de muhafızların hepsinin nöbet değişimi yaptığı törene katılmanızı tavsiye ederiz. Amalienborg Sarayı Müzesi ziyaret saatleri ve bilet bilgileri için tıklayın.
Görkem, İhtişam, Tarih: Christiansborg Sarayı
Christiansborg Sarayı, Slotsholmen Adası’nda bulunuyor. 800 yılı aşkın bir zamandır Danimarka’nın en güçlü merkezi burası. Christiansborg Sarayı, bir yangın sonrası yeniden yapılmış ve bugünkü haline 1928 yılında gelmiş. Bugün hem Yargıtay binası hem de parlamento binası olarak kullanılan saray, hala kraliyet ailesine de hizmet veriyor. Sarayın bir bölümü halka açık. Şövalyeler Salonu, Kraliyet Temsilcilik Salonu, Kraliyet Ahırları, Kraliyet Parti Mutfağı, Christiansborg Kalesi Kilisesi ve Christiansborg Kalesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
Christiansborg Sarayı ziyaret saatleri, ziyaret alanlarına göre değişiyor. Üstelik ziyaret saatleri sarayın programına göre belirleniyor. Hem bilet hem de güncel saat bilgileri için burayı kontrol etmelisiniz.
Alışveriş Gurularına: Stroget Caddesi
Şehrin en yoğun bölgesi Stroget, Kopenhag’ın en gezilesi yerlerinden. Burası trafiğe kapalı ve 1 km uzunluğunda bir alışveriş caddesi. Muhteşem butiklerin bulunduğu bu caddede harika kafe ve restoranlar da var. Belediye Meydanı’ndan (Rådhuspladsen) başlayıp Kongens Nytorv’da biten bu cadde, en lüks markalara yer verdiği gibi ekonomik giyim markalarını da bünyesinde bulunduruyor. Burayı İstiklal Caddesi ile karşılaştırmayın deriz çünkü burada bulunan mekanlar ve mağazalar akşam saatlerinden itibaren kapanıyor. Yani buranın tadını gündüz çıkarmanız gerektiğini söyleyebiliriz.
Şehre Tepeden Bakalım, Yuvarlak Kule (Rundetaarn)
Orijinal adıyla Rundetaarn, 1642’de bir gözlemevi olarak inşa edilmiş. 36 metre yüksekliğindeki bu yapı, günümüzde hala güçlü bir şekilde ziyaretçilerini karşılıyor. Günümüzde gökbilimciler tarafından bu kule kullanılmıyor. Ancak burası ziyarete açık. Kütüphanesinde sürekli sergi programları düzenleniyor. Eğer Kopenhag’ı yukarıdan izlemek isterseniz burası gelebileceğiniz en doğru yer. Özellikle liman bölgesinin muhteşem manzarası için buraya çıkmak harika bir fikir. Kuleye giriş ücretli. Güncel bilet fiyatları burada belirtilmiş.
Rosenborg Kalesi ile Kraliyet Ruhunu Hissetmek
Yuvarlak Kule’ye on dakikadan daha kısa bir yürüme mesafesinde olan Rosenborg Kalesi’ne mutlaka uğramalısınız. Çünkü burası, Danimarka’nın en büyük kültürel hazinelerine ev sahipliği yapıyor. Kral IV. Christian’ın 17. yüzyılda inşa ettirdiği bu kale, bugün kraliyet yaşamını tam olarak size aktaracak kadar güçlü bir rota. Mermer Oda, Barok Resepsiyon Odası, Şövalyeler Salonu ve 1693’ten beri duvarları süsleyen ünlü Rosenborg Halıları bu kalede mutlaka görmeniz gereken şeylerden. Ziyaret saatleri ve bilet bilgileri için tıklayın.
Tabii ki National Museum’a Gideceğiz
The Prince’s Palace’de bulunan National Museum, 1849 yılında kuruldu. Bu müze harika koleksiyonlar sergiliyor fakat bulunduğu sarayın mimari özellikleri ziyaretçileri ayrıca büyülüyor. Rokoko tarzını benimseyen muhteşem sarayda, Danimarka’nın yerleşik hayata geçişinden modern zamanlara kadar bizi yolculuğa çıkaran tarihi eserler bulunuyor. Özellikle Viking dönemine ait birçok eseri burada görebilirsiniz. Farklı zamanlarda kullanılan bozuk paralar, madalyalar, klasik Danimarka ve Yakın Doğu antikaları koleksiyonun en güzel parçalarını oluşturuyor. Müzenin bulunduğu tesiste, oyuncak müzesi ve yerel mutfağın klasikleri haline gelmiş zengin bir menüye sahip şık bir restoran da var.
Müze pazartesi günleri kapalı. Diğer günler ziyaret saatleri 10.00-17.00 olarak belirleniyor.
Bir Şehrin İkonu: Küçük Deniz Kızı
Kopenhag’ın ikonik yapısı Küçük Deniz Kızı Heykeli’ne uğramadan genelde geziler tamamlanmaz. Turistler bu heykel konusunda çok hassas. Şehrin en çok ziyaretçi çeken bölgelerinden biri burası. Langelinie limanında bir taşın üzerinde oturan bu bronz heykel, 1913 yılında Edvard Eriksen tarafından yapılmış. Bu heykelin başına tarihten bu yana çok şey gelse de günümüzde hala bizimle. Bu heykele uğramanız gerektiği konusunda çok ısrarcı değiliz fakat şehrin ikonunu yakından tanımak isterseniz, gezi planınıza bu maddeyi de iliştirin deriz.
Sıra Dışı Bir Detay: Christiania Bölgesi
1971 yılında sanatçılar, “hippiler” ve dönemin sisteminden memnun olmayan kimselerden oluşan bir grup tarafından, gazeteci Jacob Ludvigsen liderliğinde kurulmuş bu bölge, şehrin en ilginç noktalarından. Kurulduğu günden itibaren hükümetle mücadele halinde olan bu bölge, 2012 yılında bölgeye özgür şehir statüsünü almış. Burada yaşayan yerli halkın gündelik hayatı gerçekten çok ilginç. El yapımı hediyelik eşyalar, ev yemeği yapan restoranlar, sanatsal aktivitelerin gerçekleştiği galeriler, Christiania Bölgesi’nin atmosferini oluşturuyor. Yalnız şimdiden belirtelim, burada fotoğraf ve video çekmeniz çok hoş karşılanmıyor.














