Türkiye’nin En Çok Ziyaret Edilen 7 Manevi Rotası
Tarihi ve manevi zenginliklerle çevrili Türkiye’de, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlayan birçok önemli yapı yer alıyor. Binlerce yıl boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan bu topraklar, farklı dinlerin kutsal yapılarının zengin mirası ile herkesi kendine çekiyor. Eyüp Sultan Cami, Selimiye Cami ve Mevlâna Türbesi gibi birçok manevi yapıyı, mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Türkiye’nin En Çok Ziyaret Edilen 7 Manevi Rotası
İslam alimlerinin ebedi ikametgâhlarının bulunduğu türbeler, hem muhteşem mimarisi hem de tarihi ile ünlenen camiler ve diğer önemli dini yapılar maneviyatın gücünü hissetmek isteyenlere kapılarını her daim açık tutuyor. İşte Türkiye’nin en çok ziyaret edilen manevi yapıları;
Balıklıgöl, Şanlıurfa
Şanlıurfa’da her yıl yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yapan Balıklıgöl, tarihi hikayeleri ve manevi yönü ile herkesi büyülüyor. Yüzlerce yıldır içerisinde balıkların yüzdüğü, dileklerin tutulduğu bu göl, inanışa göre tarihin en katı hükümdarlarından Nemrut’un, Hz. İbrahim’i ateşe attığı gün oluşmuş. Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı sırada ateşin suya, ateşi harlayan odunların ise bugün gölde yüzen balıklara dönüştüğü rivayet ediliyor. Bu nedenle de Balıklı Göl, hala Türkiye’nin en çok ziyaret edilen manevi noktalarından biri. 150 metre uzunluğundaki göl, özellikle de dini bayramlarda oldukça kalabalık. Balıklı Göl’ü ziyaret ettiğinizde, çevresinde yer alan Rızvaniye Cami gibi birçok tarihi yapıyı da görebilirsiniz.
Mevlâna Müzesi ve Türbesi, Konya
13.yüzyılın Müslüman alimlerinden Mevlâna Celaleddin-i Rumi’nin türbesi ve müzesi, Konya’da bulunan Mevlâna Dergahı’nın içerisinde yer alıyor. Selçuklular Dönemi’nde kullanılan gül bahçesinin, Mevlâna’nın babasına hediye edilmesi ile dergâh burada kurulmuş. Dergâhın içerisinde Mevlâna’nın babası Sultanü’l Ulema Bahaeddin Veled’in de türbesi yer alıyor. 1273 yılında Mevlâna’nın vefatından sonra Mimar Tebrizli Bedrettin’in mimarlığında yapılan türbe, tarih boyunca eklemeler yapılarak günümüzdeki haline ulaşabilmiş. 1926 yılından beri Mevlâna Dergâhı ve Türbesi ile birlikte müze bölümü ziyaret edilebiliyor. Mevlâna’nın türbesi olan Yeşil Kubbe’ye geldiğinizde, dergâhın tarihi eşyalarını, dönemin el yazmalarını görebilirsiniz. Müzeye girişler ücretsiz. Güncel ziyaret saatlerini buradan teyit edebilirsiniz.
Aya Yorgi Manastırı, İstanbul
İstanbul’un en çok ziyaret edilen adası olan Büyükada, her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül günü en kalabalık günlerini yaşıyor. Aziz George Koudonas Manastırı olarak da bilinen Aya Yorgi Manastırı, yapım tarihi net olarak bilinmese de geçmişi M.S. 8. yüzyıla kadar dayanıyor. Yüce Tepe üzerinde yer alan bu küçük kilise, 23 Nisan’da kutlanan Aziz George Günü’nde binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Yerli ve yabancı ziyaretçiler, dilek iplerini bağlayarak zirveye doğru yola koyuluyor. Yemyeşil ağaçların arasından çıkıp, zirveye ulaşıldığındaysa İstanbul’un eşsiz manzarası herkesi büyülüyor. Aya Yorgi Manastırı’na çıktığınızda, hemen yanı başında yer alan restoranda, manzarayı izleyerek dinlenebilirsiniz.
Eyüp Sultan Cami, İstanbul
İstanbul’un tarihi simgelerinden Eyüp Sultan Cami, Haliç’in kıyısında asırlardır ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 1458 yılında inşa edilen caminin içerisinde, Hz. Muhammed’in misafiri olan ve bayraktarlığını da yapan sahabelerden Ebu Eyyub el Ensari’nin türbesi de yer alıyor. Fatih Sultan Mehmet’in emri ile yapılan cami, zaman içinde yaşanan doğal olaylar nedeni ile zarar gördüğü için 1798’de dönemin Osmanlı Padişahı III. Selim’in isteği ile yeniden inşa edilmiş. Osmanlı padişahlarının kılıç kuşanma törenlerine de tanık olan bu etkileyici camiyi ve türbeyi, Haliç’in kıyısında yer alan Eyüp’e gelerek ziyaret edebilirsiniz.
Selimiye Cami, Edirne
Türkiye’nin en önemli manevi yapılarından Selimiye Cami, Osmanlı’nın İstanbul’un Fethi’nden önceki başkenti Edirne’de tarihe meydan okuyor. Dünyaca ünlü usta mimar, Mimar Sinan’ın da ‘ustalık eserim’ diye bahsettiği bu şaheser, 2011 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne adını yazdırdı. III. Selim’in isteği ile 1568 yılında yapımına başlanan cami, 1575 yılında tamamlanarak ibadete açılmış. Cami yapılırken Mimar Sinan’ın 90 yaşında olduğu biliniyor. Caminin en çok dikkat çeken noktaları arasında, 85 metre uzunluğundaki ince yapılı 4 minaresi ve dev kubbesi bulunuyor. Çini süslemeleri ve muhteşem mihrabı gibi birçok eşsiz detaya ev sahipliği yapan camide; medrese, kütüphane ve arasta olarak bilinen çarşıyı da görebilirsiniz.
Sultanahmet Cami, İstanbul
İstanbul’un siluetinin en önemli parçası, manevi ve tarihi değeri ile ziyaretçilerine bambaşka bir duygu veren bir cami burası. Bulunduğu meydana da ismini veren Sultanahmet Cami, 1609 yılında dönemin padişahı I. Ahmet tarafından inşa ettirilmiş. Caminin temelini atan padişahın kullandığı kazma ise halen Topkapı Sarayı’nın koleksiyonunda sergileniyor. Bu görkemli caminin mimarı ise Mimar Sinan’ın öğrencisi olarak da bilinen Sedefkar Mehmet Ağa. 6 büyük minaresi, geniş avlusu, İznik’ten getirilen çinilerle süslenen iç tasarımı ile Sultanahmet Cami, hayranlık uyandırıyor. ‘Mavi Cami’ olarak da anılan camiyi, tarihi yarımadaya gelerek ziyaret edebilirsiniz.
Deyrulzafaran Manastırı, Mardin
Mezopotamya’nın kadim topraklarının zenginliği herkesi büyülüyor. Bunun en güzel örneklerinden birisi de binlerce yıldır Mardin’de tarihe tanıklık eden Deyrulzafaran Manastırı. Mardin’in şehir merkezine 4 km mesafedeki bu eşsiz yapının 5. yüzyılda inşa edildiği düşünülüyor.
Manastır, ismini bölgede yetiştirilen safranlardan alarak zaman içinde “zafaran” olarak anılmaya başlanmış. Süryani Manastırı olarak inşa edilen yapının içerisinde 52 Süryani patriğinin oturur vaziyette gömüldüğü mezarlarını, Mor Hananyo Kilisesi’ni ve Azizler Evi’ni de görebilirsiniz.











